About The Oracle Yacht Liveaboard
Küçük bir grup ya da ailenizle seyahat ediyorsanız ve mahremiyetten ödün vermeden genişlik ve hizmetten de vazgeçmek istemiyorsanız The Oracle Yacht tam size göre. 35 metre uzunluğundaki bu phinisi, klasik Raja Ampat liveaboard'ları gibi boyutlara sahip ancak sadece bir kabin taşıyor — yani altı kişilik grubunuz geminin tamamına tek başına hükmediyor. Bu, çoğu teknenin 'özel kiralık' diye pazarladığı ancak ortak alanları başkalarıyla paylaştığı bir bölgede oldukça nadir bir durum. Burada hiçbir çakışma yok. Yemekleriniz, dalış programınız, güverte zamanınız — hepsi tamamen size özel. Rüzgarlar kuvvetlenirse Misool takımadalarının daha sakin atollerine sığınarak ya da akıntı uygunsa önce Wayag’a yönelerek Sorong’dan yola çıkacaksınız. Kaptan, ne zaman iconic lagüne ilerleneceğini, ne zaman Boo Windows ya da Wayiloli yarında sığ koylara çekilmek gerektiğini çok iyi biliyor.
Tek kabin, esneklik için tasarlandı: altı kişi konaklayabilir ama sıkışık değil. Bunu, bağımsız kliması, dalış teçhizatı için depolama alanı ve doğrudan güverteye geçişi olan yüzen bir özel suite gibi düşünün. Koridorlarda ya da banyolarda başkalarıyla karşılaşmayacaksınız. Üst güverte tamamen sizin: sabah kahvenizi halatları hazırlayan mürettebatla birlikte içebilir, öğleden sonra yelken direğinin gölgesinde okuma yapabilir ya da akşam saatlerinde Wayag’ın kireçtaşı çıkıntılarının ardında batan güneşle birlikte birer gin-tonik içebilirsiniz. Wi-Fi var, evet ama kasıtlı olarak sınırlı — bir kontrol mesajı gönderebilecek kadar, anı kaçıratacak kadar değil.
Dalış ve doğa yüzme ritmi belirliyor. 2. gün sabah erken saatlerde balıklar hareketliyken ve ışık keskinken Cape Kri ya da Sardine Reef’e demir atacaksınız. The Oracle altı kişilik dalış teçhizatı sunuyor, yani herkes dalmasa bile alan boşa çıkmıyor — doğa yüzücüler için kano hazır. Yenbuba’daki mangrovlar arasında kürek çekebilir ya da diğerleri dalarken Arborek İskelesi’ndeki mercan kayalıklarını keşfedebilirsiniz. The Oracle Yacht Liveaboard’ın botu, akıntılar vatozları kendine çeken dar kanallara — Melissa’s Garden ya da Manta Sandy gibi — yaklaşıyor ama zaten beş başka tekne dönüyorsa kalabalık sitelerden uzak duruyor.
3. gün, odak daha sığ sularda olacak. Wayag Lagünü’ne herkesin tanıdığı ana nokta değil, sadece kaptanın bildiği, orta gelgitte erişilebilen daha sakin bir kola ayak basacaksınız. Burada uzunca yürüyüşler yapabilir, palmiye yapraklarıyla geçici bir siper inşa edebilir ve fusilyerlerle tatlıdillilerin vızıldadığı batık bir resife doğru yüzebilirsiniz. Günün ilerleyen saatlerinde, Dampier Boğazı’nın kenarını tırtıklarken, motoru rölantideyken gökyüzü mora dönerken gemiye geri dönersiniz. Aşçı, sabah pişirilen, paketten dökülmeyen baharatlı hindistancevizi balık çorbasını yeniden ısıtır ve yıldızlar altında yersiniz. Ertesi günün Sorong’a dönüşünün sizi aceleye getirmeyeceğini bilerek.
Bu, ardışık gruplar için yapılan bir tekne değil. Kendi ritminde ilerlemek, istedikleri zaman dalış yapmak ve planlarını başkalarına açıklamak zorunda kalmamak isteyen tek bir grubu hedef alıyor. Beş kişilik mürettebat, ihtiyaçlarınızı sessizce öngörüyor — uzun bir doğa yüzüşünün ardından ek havlular, bir içecek istemeden önce soğuk bir içecek, birinin rahatsız hissetmesi durumunda rotada değişiklik. Burada resmi bir yemek programı yok, sabit dalış saatleri de yok. Sadece kendi yatınız gibi davranan, iyi bakılmış bir phinisi var.










