About Damai 2
İlk dikkatimi çeken teknenin boyutu değil, sessizliği oldu. Saat 05:45'te, Wayag'ın doğusunda, Damai 2'nin ana motoru on dakika önce kapatılmıştı. Ekip, hiçbir gürültü çıkarmadan dalış platformunu indiriyordu. Bir uşak, elimin içine Sumatra kahvesinden demlenmiş bir termos uzattı — hiç plastik, hiç kağıt bardak yoktu. Dalış kaptanı ise sancağın ön tarafında hafifçe oluşan akıntı hattını işaret etti. Bu yapay bir huzur değildi; yıllar boyu bu suları tanıyan bir ekibin tamamlanmış operasyon ritmiydi.
43 metrelik Damai 2, kişiselleşemeyecek kadar büyük değil, ama samimi bir genişliğe sahip. İki master, beş deluxe olmak üzere yedi kabin, alt ve ana güvertelerde yer alıyor. Her birinde bireysel klima, deniz seviyesine hizalanmış tek çerçeveli pencere, seramik döşeli özel banyo ve yağmur duşu var. Ben, ön taraftaki master kabinde kaldım: kral büyüklüğündeki yatak, teknenin eksenine tam olarak hizalanmıştı. Böylece Misool'a geçiş sırasında bile gece geç saatlerde sallanma hissetmedim. Duş suyu hızlıca boşalıyordu; üç dalışın ardından yapılan bu küçük şey, aslında büyük fark yaratıyor.
Kahvaltılar, rüzgara göre üst güverte ya da açık salonlarda servis edildi. Endonezya usulü lontong, sambal, Batılı tarzda yumurta ve taze papaya servis edildi. Öğle yemeği, Dampier Boğazı'ndaki bir adanın gölgesinde sabah avlanan dil balığından yapıldı. Akşam yemekleri ise yerel istiridyelerle yapılan deniz ürünleri kari ve yavaştan pişirilmiş sığır rendang arasında değişti. Diyet tercihleri yalnızca karşılanmadı, önceden tahmin edildi — ikinci gün, sabah kahvaltısında yer fıstığı geçtiğimi fark eden aşçı, onu sonraki tüm yemeklerden çıkardı.
Dalışlar, sabit bir programa değil, Raja Ampat'ın gel-git döngülerine göre planlandı. Cape Kri'de, fusilyerlerin dikey göç başlarken zirveye ulaşabilmek için duraklama anını hesapladık. Kompresör odası, kabinlerden izole edilmiş şekilde ön tarafta yer alıyor ve tüpler gece önceden dolduruluyor. Her misafirin, kamerası için batarya şarj ünitesi, yıkanacak ekipman için kova ve bot rafı olan özel bir ekipman alanı vardı. İki zodyak — elektrikli motorlu lastik tekne — dalış platformunun yanında, dalış kaptanının işaretinden 90 saniye sonra harekete hazır hâlde bekliyordu.
Akşamlar aceleci değildi. Bir gece, Gam adasının yakınındaki bir koyda, ekip, gece kürekleme için su geçirmez LED'li kano ve paddleboardları suya indirdi. Hiç duyuru, hiç satış iknağı olmadı — sadece yüzme merdiveninde sessizce dizilmiş ekipmanlar vardı. Bir başka akşam, Arborek İskelesi'nde gün batımının ardından, birinci zabit, direğe monte edilen bir ekrana, günün alt suyu görüntülerinden kısa bir slayt gösterisi yansıttı. Hiç filtre, hiç müzik yoktu — sadece misafirlerin GoPro'larından zaman damgasıyla senkronize ham görüntüler. Bu, bir sunumdan çok, ortak bir anı gibi hissettiriyordu.










